Aphrodite kültünden dünya mirasına
Aşk ve güzellik tanrıçası Aphrodite’e adanmış Aphrodisias, anıt yapıları çok iyi korunmuş bir antik kenttir. Roma çağında Aphrodite kültüyle tanınan kent, adını da tanrıçadan alır. Prehistorik yerleşimin M.Ö. 5000’lere uzandığı alanda Aphrodisias, M.Ö. 6. yüzyılda başlangıçta küçük bir köy olarak kuruldu; ilk Aphrodite Tapınağı da bu dönemde yapıldı.
M.Ö. 2. yüzyılda ızgara planlı biçimde yeniden düzenlenen kent, zaman içinde önemli bir dini merkeze dönüştü. M.Ö. 1. yüzyılda Roma İmparatoru Augustus’un korumasına girmesiyle bugün hâlâ ayakta olan önemli anıtlarını kazandı. MS 3. yüzyılın sonlarında Roma İmparatorluğu’nun Karya Eyaleti’nin önemli mega şehirlerinden biri olan Aphrodisias, 6. yüzyıldan itibaren önemini kaybetti ve 12. yüzyılda tamamen terk edildi. Alan, 2017’de UNESCO Dünya Miras Listesi’ne kaydedildi.
Stadyum, tapınak ve tiyatro
Aphrodisias, antik dünyanın en iyi korunmuş stadyumu ve anıtsal tapınak kapısıyla tanınır. 270 metre uzunluğundaki stadyumun çevresinde 30 bin kişilik oturma alanı bulunur. M.S. 500’de kiliseye çevrilen Aphrodite Tapınağı da görkemini koruyan yapılardandır.
Kentin beyaz mermerden tiyatrosu ise yedi bin kişiliktir. Bu anıtsal yapılar, Aphrodisias’ın Roma döneminde kazandığı mimari görünürlüğü ve kentin geniş ölçekli kamusal mekânlarını birlikte izlemeye imkân verir.
Mermerin biçim verdiği koleksiyon
Civardaki zengin mermer yatakları, Aphrodisias’ta önemli bir heykelcilik okulunun kurulmasına katkı sağladı. Antik şehir girişinde, ören yeriyle iç içe konumlanan Afrodisias Müzesi’nde kazılarda ortaya çıkarılan eserler sergilenir. Müzenin en zengin koleksiyonu; Geç Helenistik dönemden Erken Bizans’a uzanan Afrodisias Heykeltıraşlık Okulu’nun heykel ve kabartmaları ile lahitlerden oluşur.
Arkeolog Kenan Tevfik Erim’in 1961-1990 yılları arasındaki kazılarıyla gün ışığına çıkan kentte, mimari kalıntılar ile müze koleksiyonu aynı anlatının iki parçası olarak buluşur.
Fotoğraf: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı / muze.gov.tr