Dijital Deneyim Merkezi’nde açılan Dalí Cybernetics, İstanbul’daki sergileme dilinin değişen ölçeğini gösteriyor. Asıl mesele, sürükleyici teknolojinin sanat yapıtına yaklaşmak için nasıl bir eşik kurduğu.
David Brognon ve Stéphanie Rollin’in 2026 Marcel Duchamp Ödülü’nü kazanması, çağdaş sanatın gösterişli temsillerden çok bekleme, bağımlılıkla mücadele ve toplumsal kırılganlık gibi uzun süreli deneyimlere kulak verdiğini hatırlatıyor.
Ara Güler’in 1957’de Pendik Kızılay Kampı’nda çektiği fotoğraflar, Macaristan’daki 1956 ayaklanmasının ardından Türkiye’ye ulaşan zorunlu göçün gündelik yüzünü yeniden görünür kılıyor. İstanbul’daki yeni sergi, foto muhabirliğini yalnızca tanıklık değil, kamusal hafıza pratiği olarak okumaya çağırıyor.
Madrid’deki Sorolla Müzesi, iki yıllık kapanışın ardından yeni ek binasıyla yeniden kamusal hayata katıldı. Ancak sanatçının evi, atölyesi ve bahçesi hâlâ restorasyonda. Bu ara durum, ev-müzelerin geleceğine dair daha büyük bir soruyu açıyor: Bir sanatçının yaşadığı mekânı korurken müzeyi nasıl çağdaşlaştırmalı?
61. Venedik Bienali’nin son on günü için açıklanan performanslar, konuşmalar ve sanatçı inisiyatifleri buluşması; büyük sergilerin yalnızca eser gösteren değil, bilgi ve dayanışma üreten yapılar olup olamayacağını yeniden soruyor.
212 Photography Istanbul kapsamında Tophane-i Âmire’de yan yana gelen Yann Arthus-Bertrand ve Helene Schmitz sergileri, doğayı manzaradan bitkiye uzanan iki ayrı fotoğraf diliyle düşünmeye çağırıyor.
Salman Toor’un Londra’daki ilk büyük Avrupa kişisel sergisi, çağdaş figüratif resmi yalnız temsil politikaları üzerinden değil, sanat tarihinin merkezine kimin yerleştirildiği sorusu üzerinden de yeniden düşünmeye çağırıyor.
RM x SFMOMA: Between You and Me, küresel popülerliğin müze duvarına yalnızca kalabalık değil, koleksiyonculuk, Kore modernizmi ve küratörlük yetkisi üzerine daha geniş bir tartışma taşıyabileceğini gösteriyor.
Çanakkale Boğazı’ndaki Birinci Dünya Savaşı batıklarında başlayan katodik koruma uygulaması, savaş kalıntılarını yalnızca turistik bir dalış rotası değil, bilimsel izleme ve kamusal hafıza alanı olarak yeniden düşünmeye çağırıyor.
Gana’da ekim ayında açılması planlanan Si Hene Kültür Merkezi, arşivi depoya kapatmak yerine araştırma, öğrenme ve birlikte üretim alanına dönüştürmeyi hedefliyor. Ancak bu yeni model, kültürel mirasın sürdürülebilirliği ile erişim hakkı arasındaki dengeyi de tartışmaya açıyor.