Fernando Melo’nun MDTistanbul dansçılarıyla yeniden şekillenen Rüzgâr Ağacı, 30. İstanbul Tiyatro Festivali’nin ilk hafta sonunda çağdaş dansı yalnızca estetik bir gösteri değil, ortaklaşa üretilen bir algı alanı olarak öne çıkarıyor.
The Royal Ballet School’un yüzüncü yılı için aynı sahnede buluşan öğrenciler ve iki büyük topluluk, bale eğitimini görünmeyen bir hazırlık süreci olmaktan çıkarıp başlı başına bir repertuvar meselesine dönüştürüyor.
Minnesota Opera Orkestrası’nın 6 Ekim’de oybirliğiyle grev yetkisi vermesi, 31 Ekim’de yapılması planlanan dünya prömiyerini yalnızca bir takvim sorunu olmaktan çıkarıyor. Tartışmanın merkezinde ücretler kadar, çağdaş operanın hangi emek ve üretim koşullarında ayakta kalacağı sorusu var.
İstanbul Devlet Opera ve Balesi’nin 10 Ekim’de prömiyerini yapacağı yeni “Afife”, bir biyografiyi yeniden anlatmaktan çok, Türkiye sahnesindeki kadın görünürlüğünü dansın parçalı hafızasıyla yeniden düşünmeye açıyor.
Stanislavski ve Nemiroviç-Dançenko Bale Topluluğu’nun Türkiye’deki ilk gösterisi, yalnızca konuk bir topluluğun İstanbul takvimine eklenmesi değil; klasik miras ile güncel koreografinin aynı akşamda nasıl konuşabileceğine dair güçlü bir öneri sundu.
Metropolitan Opera, 22 Eylül’de açtığı yeni “Macbeth” yapımıyla yalnızca sezona değil, büyük kurum operasının güncel siyasetle temas etme biçimine de bir tartışma başlattı.
33. Uluslararası Aspendos Opera ve Bale Festivali, kapanışını Abay Adına Kazak Ulusal Opera ve Bale Tiyatrosu’nun Spartaküs yorumuna bırakıyor. Bu buluşma, antik taşların önünde yalnızca büyük ölçekli bir klasik bale değil, farklı bir koreografi hafızasının da görünür olacağı anlamına geliyor.
Barselona’daki Gran Teatre del Liceu, 25 Eylül’de sezonu Verdi’nin “Aida”sıyla açıyor. İranlı görsel sanatçı Shirin Neshat’ın sahnelemesi, operanın büyük zafer tablosunu savaşın görünmez bıraktığı bedenlere ve kadın karakterlerin sıkışmışlığına çeviriyor.
San Francisco Operası’nın 104. sezon açılışını iptal eden orkestra grevi, opera kurumlarının mali sürdürülebilirlik arayışı ile sahnedeki emeğin görünmezliği arasındaki gerilimi yeniden keskinleştirdi.
Novaya Opera/Balet Moskva’nın İstanbul’da sahnelediği “Fındıkkıran: Bu Bir Masal Değil”, Çaykovski’nin tanıdık müziğini korurken eserin merkezine savaş travması, kırılmış hafıza ve iyileşme ihtimalini yerleştiriyor.