7 Eylül’de hayatını kaybeden Richard Alston, İngiliz çağdaş dansında soyutluğu duygudan koparmadan kuran koreografların başındaydı. Ardında bıraktığı asıl mesele, dansın müzikle nasıl ilişki kurduğu kadar, bağımsız toplulukların bir sanat ekolojisini nasıl değiştirebildiği.
TD Moyo, Renell Shaw ve April Koyejo-Audiger’in yeni çalışması, opera biçimini sabit bir miras değil; yas, devlet şiddeti, hafıza ve siyah erkeklik üzerine açık bir sahne alanı olarak yeniden düşünüyor.
Ankara Devlet Tiyatrosu yapımı Göğe Yazılmış Bir Alp, Gostivar’daki ilk yurtdışı temsilinin ardından Üsküp’e ulaştı; turne 13 Eylül’de Prizren’de tamamlanacak. Yapımın asıl sorusu, bir düşünürün hayatını sahneye taşımaktan çok, tiyatronun ortak hafıza için nasıl bir karşılaşma alanı kurabildiğinde düğümleniyor.
Scottish Ballet’nin sonbahar programı, Julia Cheng’in dünya prömiyeri “Entress” ile Crystal Pite’ın “Emergence”ını aynı akşamda buluşturuyor. İkili program, çağdaş balenin bireysel deneyim ile toplu hareket arasındaki gerilimi nasıl kurabildiğine bakıyor.
İstanbul Devlet Opera ve Balesi, Afife Jale’nin hayatından hareketle kurulan “Afife”yi yeni bir modern bale prodüksiyonuyla sahneye taşıyor. Yapıt, yalnızca bir biyografiyi değil, Türkiye sahnesinde kadınların görünürlüğüne dair bitmeyen tartışmayı da yeniden açıyor.
33. Uluslararası Aspendos Opera ve Bale Festivali, Verdi’den Haçaturyan’a uzanan programıyla yalnızca güçlü yapımları değil, tarihî mekânın sahne sanatları üzerindeki belirleyici etkisini de yeniden gündeme getiriyor.
Triennale Milano’nun FOG Performing Arts Festival’i, dokuzuncu edisyonunda sonbaharı bağımsız bir program zamanı olarak kuruyor. Bu yalnızca festivalin süresini uzatan bir düzenleme değil; tiyatro, dans ve performansın güncel meselelerle kurduğu ilişkinin daha geniş bir zamana yayılması anlamına geliyor.
Novaya Opera/Balet Moskva’nın İstanbul’a getirdiği “Fındıkkıran: Bu Bir Masal Değil”, Çaykovski’nin tanıdık müziğini korurken balenin en yerleşik anlatılarından birini savaş travması, hatırlama ve yetişkinlik eşiğinde yeniden düşünüyor.
The Bodyguard’ın İstanbul’daki ilk Türkiye temsilleri, popüler bir filmin sahneye taşınmasından daha fazlasını tartışmaya açıyor: Hafızalara kazınmış şarkılar, canlı performansın riskli şimdisinde nasıl yeni bir dramatik ağırlık kazanır?
San Francisco Ballet’in Londra durağındaki “Mere Mortals”ı, Pandora mitini yapay zekâ çağının diliyle yeniden kurarken bale sahnesine yalnızca yeni görüntüler değil, yeni bir huzursuzluk da taşıyor.