Boğaz geçişini denetleyen yapı
Rumeli Hisarı’nın yapımına Fatih Sultan Mehmet tarafından, Boğaziçi’nden geçen gemileri kontrol etmek amacıyla 1452 yılının mart ayında başlandı; inşaat aynı yılın ağustos ayında tamamlandı. Kaynaklarda, yapım sürecinde 300 usta, 700–800 işçi ile 200 arabacı, kayıkçı ve nakliyecinin çalıştığı belirtilir. İstanbul’un fethinin sembollerinden biri olarak anılan hisar, ortaçağdan günümüze ulaşan savunma yapıları arasında yer alır.
Fetihten sonra önemini yitiren yapı, XVI. yüzyıldan itibaren devlet hapishanesi olarak kullanıldı. 1746’daki yangında tahrip olan hisar, Sultan III. Selim döneminde tamir edildi. Daha sonra kaderine terk edilen yapı, fethin 500. sene-i devriyesi kapsamında 1953’te kapsamlı bir restorasyondan geçti. Bu çalışmaların tamamlanmasının ardından, 1968’de Hisarlar Müze Müdürlüğüne bağlı bir müze olarak ziyarete açıldı.
Burçlar, kitabe ve izler
Rumeli Hisarı, döneminin en büyük burçlarına sahip olmasıyla öne çıkar. Fatih Sultan Mehmet’in üç veziri tarafından yaptırılan Çandarlı Halil Paşa Kulesi 22 metre, Zağanos Paşa Kulesi 21 metre, Saruca Paşa Kulesi ise 28 metre yüksekliğindedir. Ahşap katları günümüze ulaşan kulelerden Saruca Paşa Kulesi’nde, akustiğiyle dikkat çeken divanhane odası ile yapının hapishane olarak kullanıldığı dönemden kalan grafiti yazılar korunur.
Zağanos Paşa Kulesi’ndeki iki satırlık nesih kitabe, Boğaziçi’nin ilk Türkçe kitabesi olma niteliğini taşır. Bu ayrıntılar, hisarın yalnızca savunma mimarisiyle değil, farklı kullanım dönemlerinin bıraktığı izlerle de okunabilmesini sağlar.
Koleksiyon ve bahçe
Rumeli Hisarı Müzesi koleksiyonunda, başta fetihte kullanılanlar olmak üzere Osmanlı dönemine ait gülleler; II. Beyazıd dönemine ait toplar ve Geç Dönem Osmanlı topları bulunur. Doğu Roma İmparatorluğu’ndan günümüze ulaşan çeşitli taş eserler ile Haliç zinciri de koleksiyonun parçaları arasındadır.
Hisarın bahçesi, çam fıstıkları, erguvan ağaçları ve yabani yer örtüleriyle İstanbul Boğazı’nın tipik florasından küçük bir kesit sunar. Yapıdaki üç seyir terası ise bu tarihî çevrenin manzarayla kurduğu ilişkiyi tamamlar.
Fotoğraf: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı / muze.gov.tr