Liman kentinden kültür merkezine
Antik dönemde Pamfilya’nın en önemli liman kentlerinden biri olarak tanımlanan Side, Luvi dilinde “nar” anlamını taşıyan adıyla da dikkat çeker. MÖ 7. yüzyılda yerleşim merkezi olan kent; Lidya, Pers, Makedonya, Ptolemaios, Seleukos ve Bergama Krallığı egemenlikleri arasında tarihsel bir rota izledi. Buna rağmen kendi adına sikke basması, belirli ölçülerde koruduğu özgürlüğün önemli bir işaretiydi. Büyük İskender’in Anadolu seferi sırasında direnç göstermeden kapılarını açan Side, daha sonra onun kurduğu büyük sikke basım merkezlerinden biri hâline geldi.
Kent, yeniden bağımsızlığına kavuştuğu dönemde parlak zamanlarından birini yaşadı. VII. Antiokhos’un gençliğinde öğrenim için Side’ye gönderilmesi, yerleşimin Doğu Akdeniz’deki kültürel ağırlığına işaret eder. Roma İmparatorluğu’na bağlanmasının ardından özellikle MS 2. ve 3. yüzyıllarda gelişen Side, 5. ve 6. yüzyıllarda Doğu Pamfilya Metropolitliği’nin başkenti oldu. Arap akınlarıyla zayıflayan kentin kalıntıları üzerinde ise 20. yüzyıl başlarında Selimiye köyü kuruldu.
Sütunlu caddeler ve kamusal doku
Side’nin kent planı, ana kapıdan başlayan anıtsal cadde etrafında şekillenir. Kuzeydoğudaki “Büyük Kapı”dan başlayan ana cadde, tiyatro önündeki kavis dışında düz bir çizgi hâlinde ilerleyerek tapınakların yakınındaki büyük meydana ulaşır. İkinci büyük cadde de aynı kapıdan kentin güneyine yönelir. Her iki cadde sütunludur; iki yanlarında Korint başlıklı sütunlu portikler, onların gerisinde ise dükkân sıraları bulunur.
Ören yeri boyunca antik tiyatro, çeşmeler, su yolu, hastane, hamamlar, tapınaklar ve sütunlu caddelerin kalıntıları görülebilir. Agora Hamamı olarak anılan antik hamam binasındaki Side Müzesi, kent kazılarından çıkarılan Helenistik, Roma ve Bizans dönemlerine ait eserleri barındırır. Sütunlu caddenin sonunda, antik limanın girişinde bulunan Apollon Tapınağı ise yanındaki Athena Tapınağı’yla birlikte, Roma Barışı döneminde kentin baş tanrısı ve baş tanrıçası adına yapılmıştır.
Side Antik Tiyatrosu’nun özgünlüğü
Side’nin en görkemli yapısı olarak nitelenen antik tiyatro, üç katlı sahne binası ve bezemeleriyle öne çıkar. Planında Helenistik geleneği sürdürürken, yapım tekniğinde Roma geleneğini izler. Oturma sıralarının bir bölümünün kemer ve tonoz sistemiyle oluşturulmuş yapay bir yamaç üzerine yerleştirilmesi, yapıyı Anadolu’da mimari açıdan tek örnek kılar. MS 2. yüzyıla tarihlenen sahne binasının podyumunda, Dionysos’un hayatını kronolojik biçimde anlatan ve Gigantomakhia tasviriyle sonlanan Dionysos Frizi yer alır. Tiyatro, MS 3. yüzyılda arenaya dönüştürülmüş; MS 5. yüzyılda içine şapeller eklenerek kutsal mekân olarak kullanılmıştır.
Fotoğraf: Tanıtma Genel Müdürlüğü Arşivi,Gülcan Acar " class="center-icon" data-lightbox="image"> Side Antik Kenti Görsel Sahibi: Tanıtma Genel Müdürlüğü Arşivi,Gülcan Ac