36. Akbank Caz Festivali’nin 6 Ekim akşamı Babylon’da gerçekleştirdiği JAmZZ Project konseri, bir festival programının içindeki tekil bir etkinlikten daha fazlasını işaret ediyor: Cazda öğrenme, yalnızca sınıfta edinilen teknik bilgiyle değil, sahnenin riskleri, karşılaşmaları ve ortak kararlarıyla kuruluyor. Piyanoda Hakan Binbaşgil, kontrbasta Kağan Yıldız ve davulda Ferit Odman’ın; vokalde Banu Kunt Işık ile tenor saksafonda Engin Recepoğulları’na eşlik ettiği bu buluşma, İstanbul’un caz hayatında ustalık ile yeni kuşak arasındaki geçişin görünür olduğu anlardan biriydi.
Bir konserden önce başlayan sahne
JAmZZ, genç caz müzisyenlerine alan açma amacıyla yürütülen bir eğitim ve buluşma modeli olarak yıllardır festivalin dikkat çeken damarlarından biri. Akbank Sanat, BAU Konservatuvar ve Berklee College of Music iş birliğiyle şekillenen programın değeri, uluslararası bir kurum adını yerel sahneye eklemesinde değil; müzisyenliği kapalı bir uzmanlık alanı olmaktan çıkarıp paylaşılabilir bir pratik olarak ele almasında yatıyor.
Cazın eğitimle ilişkisi her zaman ikili bir karakter taşıdı. Armoni, ritim ve repertuvar çalışması belirleyicidir; ancak doğaçlama, müziğin tam da o anda kurulmasını gerektirir. Bu nedenle ustalık sınıfı, prova ve konser arasında kesin sınırlar çizmek güçtür. JAmZZ Project’in festival sahnesine taşınması, bu üç alanı aynı çizgide buluşturuyor: Öğrenilen şey, sahnede sınanıyor; sahnedeki karşılaşma ise sonraki öğrenme sürecinin malzemesine dönüşüyor.
İstanbul cazı için mesele yalnızca yıldız isimler değil
Büyük festivaller çoğu zaman uluslararası konuklarının ağırlığıyla hatırlanır. Oysa bir müzik ekosisteminin sürekliliği, yalnızca dışarıdan gelen güçlü isimlerle ölçülemez. Yerel müzisyenlerin birbirini dinleyebildiği, genç sanatçıların deneyimli icracılarla aynı çalışma zemininin parçası olabildiği ve kulüplerin bu karşılaşmalara ev sahipliği yapabildiği bir dolaşım gerekir. JAmZZ Project, tam olarak bu daha sessiz ama kalıcı altyapıya bakmayı öneriyor.
Babylon seçimi de bu açıdan anlamlı. Konser salonu ölçeğinden farklı olarak kulüp, dinleyiciyle müzisyen arasındaki mesafeyi azaltır; müziğin ayrıntıları kadar tepkileri de duyulur hale gelir. Caz için bu yakınlık yalnız atmosfer meselesi değildir. Dinleyicinin dikkatinin, sahnedeki anlık yön değişimlerinin ve müzisyenler arasındaki bakışların aynı mekânda yoğunlaşması, doğaçlamanın kamusal tarafını güçlendirir. Eğitim programından doğan bir konserin kulüp sahnesinde gerçekleşmesi, bu nedenle yerinde bir tercih olarak okunabilir.
Kuşaklar arası aktarımın sahnedeki karşılığı
JAmZZ Project’in bir başka kuvveti, kuşaklar arası ilişkiyi hiyerarşik bir anlatıya sıkıştırmaması. Usta müzisyenin bilgiyi aktardığı, genç sanatçının da bunu pasif biçimde aldığı tek yönlü bir model yerine; farklı müzikal geçmişlerin aynı sahnede birbirini dönüştürdüğü bir ilişki öne çıkıyor. Özellikle cazda yorum, yalnızca besteye sadakatten ibaret değildir. Her icracı parçanın zamanını, boşluklarını ve gerilimini yeniden kurar. Birlikte çalmak, bu nedenle aynı dili konuşmaktan çok, farklı aksanları dinleyebilmeyi gerektirir.
Türkiye’de cazın gelişiminde festivallerin rolü çoğu zaman konser takvimi üzerinden değerlendirilir. Oysa asıl soru, bu yoğun programların şehirde ne bıraktığıdır. Yeni dinleyiciler, genç icracılar, bağımsız kulüpler ve eğitim alanları arasında kalıcı bağlar kurulmadığında festival, kısa süreli bir kültürel yoğunluğa dönüşebilir. JAmZZ gibi projeler ise etkisini sahne sonrasında da sürdürebilecek bir ağ fikrine dayanıyor.
Festivalin en kalıcı notası
36. Akbank Caz Festivali 11 Ekim’e kadar İstanbul’un farklı mekânlarında devam ederken, JAmZZ Project geriye önemli bir hatırlatma bırakıyor: Cazın geleceği yalnızca büyük isimleri ağırlamakla kurulmaz. Yeni müzisyenlerin hata yapabileceği, deneyebileceği, birbirinden öğrenebileceği ve profesyonel sahnenin parçası olabileceği alanlar da gerekir. Babylon’daki buluşmanın asıl değeri, bu ihtiyacı görünür kılmasında. Caz burada bir repertuvar değil, kuşaktan kuşağa devredilen canlı bir ilişki biçimi olarak duyuluyor.


