Tuşba’da yapılan koruma toplantısı, Van Gölü kıyısındaki kirlilik, yapılaşma ve kamusal erişim sorunlarını aynı çerçevede ele alma ihtiyacını görünür kıldı. Asıl soru, bu masanın kalıcı bir şehir politikasına dönüşüp dönüşmeyeceği.
2026 RIBA Uluslararası Ödülü’nün Bangladeş’teki Green Field Factory’ye verilmesi, mimarlık gündemine yalnızca dikkat çekici bir yapı değil, emeğin mekânsal koşullarına dair güçlü bir soru taşıyor: Fabrika, üretimin kapalı kutusu olmaktan çıkabilir mi?
Santo Domingo’nun Ciudad Colonial bölgesinde tamamlanan sokak rehabilitasyonu ile iklim risklerini miras yönetimine bağlayan yeni pilot çalışma, tarihi merkezlerde asıl meselenin taş döşemeyi yenilemek değil, gündelik hayatı koruyacak karar düzeni kurmak olduğunu gösteriyor.
Ayasofya’daki kubbe çalışmaları, İstanbul’un siluetini geçici olarak değiştirmekle kalmıyor; dünya mirasının nasıl korunacağına dair denetim, şeffaflık ve ortak sorumluluk sorularını da yeniden açıyor.
Sophie Pinkham’ın The Oak and the Larch kitabına verilen 2026 Pushkin House Book Prize, Rusya tarihini saraylar ve başkentler yerine ormanlar, yerli topluluklar, imparatorluk politikaları ve edebî hafıza üzerinden yeniden düşünmeye açıyor.
37. Ankara Film Festivali’nin Ulusal Uzun Film Yarışması için belirlediği on film, başkentte ilk kez izleyici karşısına çıkacak. Bu tercih, festivalin yalnızca ödül dağıtan bir takvim durağı değil, filmlerin seyirciyle kurduğu ilk kamusal ilişkinin alanı olduğunu gösteriyor.
63. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin Film Forum finalistleri açıklandı. 269 başvuru, 1 milyon 450 bin TL destek ve 26–27 Ekim’deki sunumlar, festivalin yalnız gösterim yapan değil, filmlerin henüz kurulma aşamasına müdahale eden bir alan olduğunu hatırlatıyor.
10. Çanakkale Bienali, suyla toprağın karşılaşmasını yalnızca sergi salonlarına değil, Troya’dan kent merkezine ve kırsal yerleşimlere uzanan bir rota üzerine yayıyor. “Metcezir” temalı bu edisyonu takip etmek için dört odak noktası.
Austin City Limits’in yağmurla sınanan 25. yılı, dev müzik festivallerinin yalnızca program ve prodüksiyonla değil, ev sahibi oldukları kamusal alanla da değerlendirilmesi gerektiğini yeniden gösterdi.
Madrid’deki Sorolla Müzesi, iki yıllık kapanışın ardından yeni ek binasıyla yeniden kamusal hayata katıldı. Ancak sanatçının evi, atölyesi ve bahçesi hâlâ restorasyonda. Bu ara durum, ev-müzelerin geleceğine dair daha büyük bir soruyu açıyor: Bir sanatçının yaşadığı mekânı korurken müzeyi nasıl çağdaşlaştırmalı?