Yuval Abraham ve Rachel Szor’un Venedik’te ilk kez gösterilen “NAZA”sı, Gazze savaşına dair içeriden tanıklıkları merkeze alıyor. Film, belgeselin yalnızca bilgi aktaran değil, bakışın etik sınırlarını yeniden kuran bir form olduğunu hatırlatıyor.
The Bodyguard’ın İstanbul’daki ilk Türkiye temsilleri, popüler bir filmin sahneye taşınmasından daha fazlasını tartışmaya açıyor: Hafızalara kazınmış şarkılar, canlı performansın riskli şimdisinde nasıl yeni bir dramatik ağırlık kazanır?
Candan Erçetin’in 8 ve 9 Eylül gecelerinde Harbiye Açıkhava’ya taşıdığı Rengâhenk, senfonik düzenlemeyi nostaljik bir süs olmaktan çıkarıp Balkanlar, Anadolu ve kentli pop hafızası arasında bir geçiş alanına dönüştürüyor.
16 Eylül’de açılan “Denizaşırı: Özer Kabaş ve Zamanları”, bir sanatçının üretiminden hareketle resim, tasarım, sinema, eğitim ve arşiv arasındaki geçişleri görünür kılıyor. Sergi için rehber, Kabaş’ın çoğul pratiğini tek bir imzaya indirgemeden takip etmeyi öneriyor.
Salman Rushdie’nin Amerikan edebiyatına üstün katkı madalyasına layık görülmesi, yalnızca büyük bir kariyerin tescili değil; göç, dil ve edebi aidiyet üzerine güncel bir tartışmanın da işareti.
Londra Tasarım Festivali’nin 24. edisyonu, V&A’nın tarihsel koleksiyonlarını yalnızca sergileme zemini değil; yapay zekâ, zanaat, ses ve kimlik üzerine kamusal bir tasarım laboratuvarı olarak ele alıyor.
Whitney Museum’un artport programını sergiye taşıma kararı, internet sanatını dijital nostaljinin dışına çıkararak koleksiyon, koruma ve erişim meselelerinin merkezine yerleştiriyor.
Avrupa Miras Günleri’nin 2026 teması, Beyoğlu’nun tarihî dokusunu yalnızca geçmişin vitrini olarak değil; iklim, dönüşüm ve erişim baskıları altında yeniden tartışılması gereken ortak bir şehir meselesi olarak ele alıyor.
San Francisco Ballet’in Londra durağındaki “Mere Mortals”ı, Pandora mitini yapay zekâ çağının diliyle yeniden kurarken bale sahnesine yalnızca yeni görüntüler değil, yeni bir huzursuzluk da taşıyor.
Bozcaada Caz Festivali, onuncu yılında konser programını adanın gündelik hayatına, yeni müzisyenlere ve tartışma alanlarına açarak Türkiye’deki butik festival modelinin imkânlarını yeniden hatırlattı.