Kenan Orhan’ın ilk romanı “The Renovation”, 17 Eylül’de açıklanan 2026 Ulusal Kitap Ödülü kurmaca uzun listesine girdi. İstanbul, göç, aile bakımı ve hafızayı sıra dışı bir mekân üzerinden kuran romanın bu görünürlüğü, Türkiye deneyiminin uluslararası edebiyat dolaşımındaki yerini yeniden düşündürüyor.
2026 Ulusal Kitap Ödülü çeviri edebiyatı uzun listesi, yedi özgün dilde yazılmış on kitabı bir araya getirerek çevirinin yalnızca metin taşıyan değil, edebiyatın dolaşımını belirleyen yaratıcı bir alan olduğunu yeniden görünür kılıyor.
Ali Kemal Güven’in yeni filmi “Sultana”, İstanbul’daki bir gece kulübünü yalnızca ışıltılı bir dekor olarak değil; emek, arzu, yaş alma ve görünürlük mücadelelerinin kesiştiği bir iktidar alanı olarak kuruyor.
2026 Ulusal Kitap Ödülleri’nin çeviri kategorisinde açıklanan uzun liste, on kitabı yedi kaynak dilden İngilizceye taşıyor. Seçki, çevirmenin görünürlüğü kadar dünya edebiyatının hangi dolaşım ağlarıyla okura ulaştığını da yeniden gündeme getiriyor.
İlk Likya Yolu Uluslararası Film Festivali, yol fikrini manzaradan çıkarıp göç, bekleyiş ve birlikte yaşama sorularına bağladı. En İyi Ulusal Uzun Metraj ödülünü alan “Yeni Han”, bu çerçeveyi İstanbul’un merkezindeki görünmez sınırlara taşıdı.
San Francisco Operası’nın 104. sezon açılışını iptal eden orkestra grevi, opera kurumlarının mali sürdürülebilirlik arayışı ile sahnedeki emeğin görünmezliği arasındaki gerilimi yeniden keskinleştirdi.
Smithsonian American Art Museum’un 18 Eylül’de açılan “Much Here Is Beautiful” sergisi, 1976 iki yüzüncü yıl kutlamaları çevresinde üretilen fotoğraf taramalarını ilk kez geniş bir bütün içinde buluşturuyor. Sergi, fotoğrafın yalnızca geçmişi kaydetmediğini; bir ülkenin kendine bakma biçimini kurduğunu hatırlatıyor.
Artweeks Istanbul’un “Collectors” edisyonu, özel koleksiyonları kapalı çevrelerden çıkarıp Akaretler’in tarihî sıraevlerine yayıyor. Üç ayrı seçkiyi yalnızca eser listeleriyle değil, koleksiyonun nasıl bir görme ve hafıza biçimi kurduğuyla okumak için bir rota.
Borusan Contemporary’de açılan Olivo Barbieri sergisi, Efes’ten Sagalassos’a uzanan antik kentleri yalnızca geçmişin kalıntıları olarak değil, günümüzün görüntü rejimi içinde yeniden kurulan mekânlar olarak ele alıyor.
İstanbul Modern’in yeni koleksiyon sergisi, 1940’lardan bugüne uzanan Türkiye sanatını tek bir zaman çizgisine hapsetmeden; kent, bellek, göç, beden ve doğa etrafında yeniden kuruyor. Sergiyi izlemek için dört duraklı bir okuma önerisi.