Birhan Keskin’in Öykü Tekten çevirisiyle İngilizcede yayımlanan seçkisi, Sarah Maguire Şiir Çevirisi Ödülü’nün 2026 kısa listesinde. Bu gelişme, Türkiye’den şiirin uluslararası dolaşımında yalnızca bir temsil başarısını değil, çevirmenin yaratıcı emeğini merkeze alan daha adil bir edebiyat modelini de gündeme taşıyor.
Triennale Milano’nun FOG Performing Arts Festival’i, dokuzuncu edisyonunda sonbaharı bağımsız bir program zamanı olarak kuruyor. Bu yalnızca festivalin süresini uzatan bir düzenleme değil; tiyatro, dans ve performansın güncel meselelerle kurduğu ilişkinin daha geniş bir zamana yayılması anlamına geliyor.
Architecture + the City Festival’in 23. edisyonu, San Francisco’nun binalarını yalnızca estetik nesneler olarak değil; kira baskısı, kamusal alan ve mahalle hafızasıyla iç içe geçmiş müşterekler olarak okumaya çağırıyor.
Berlin’de yapımı süren 20. Yüzyıl Sanatı Müzesi’nin ilk sergisinin Gordon Matta-Clark’a ayrılması, kültür yapılarının yalnızca tamamlandıklarında değil, oluşum süreçlerinde de kamusal olup olamayacağını tartışmaya açıyor.
Smithsonian’ın başındaki Lonnie G. Bunch III’ün yıl sonunda emekliye ayrılacağını açıklaması, yalnızca büyük bir kurumda yaşanan yönetim değişikliği değil. Bu karar, müzelerin tarih anlatısı üzerindeki siyasal baskıların kurumsal hafıza için ne anlama geldiğini yeniden görünür kılıyor.
Pera Film’in 9 Eylül–11 Ekim arasındaki yeni sezon programı, kült filmi yalnızca nostaljik bir nesne olarak değil, sinema salonunda yeniden tartışılacak canlı bir biçim olarak ele alıyor. Yedi filmden oluşan seçki için izleme rotası burada.
Novaya Opera/Balet Moskva’nın İstanbul’a getirdiği “Fındıkkıran: Bu Bir Masal Değil”, Çaykovski’nin tanıdık müziğini korurken balenin en yerleşik anlatılarından birini savaş travması, hatırlama ve yetişkinlik eşiğinde yeniden düşünüyor.
Arthur Jafa’nın New Museum’daki kapsamlı sergisi, yalnızca önemli bir sanatçının kariyer özeti değil; hareketli görüntünün hafıza, müzik ve siyah yaşam deneyimiyle kurduğu sert ilişkinin müze ölçeğinde yeniden okunması anlamına geliyor.
Avustralya’nın en büyük edebiyat ödüllerinden birinde kurmaca dalını kazanan “A Piece of Red Cloth”, Yolŋu sözlü bilgisini roman formuyla buluşturan ortak yazarlık modelini edebiyat gündeminin merkezine taşıyor.
New York’ta başlayan Christine Choy retrospektifi, unutulmuş filmleri yeniden dolaşıma sokmanın yalnızca teknik bir koruma işi olmadığını; sinema tarihinin kimin sesiyle yazıldığına dair canlı bir tartışma olduğunu gösteriyor.